28/5/2009 - Neyin Bağımlısı Olduğunuzu Hiç Düşündünüz Mü?
Fatih Reşit Civelekoğlu | Sayı: 61 | 01.04.2009
Bağımlılıktan kurtulmak ister misiniz? Günümüz modern dünyasının getirdiği teknolojik yenilikler sonucu hayatımızdaki bağımlılıkların sayısı da artış gösterdi. Eskiden bağımlılık deyince akla sigara, uyuşturucu, alkol gelirken günümüzde televizyon, bilgisayar oyunları, kahvehane, çay, tatlı gibi çok farklı unsur birer “bağımlılık” olabiliyor. Peki, bağımlılıklardan kurtulmak mümkün mü? Tabii ki, ama bunun için gayret göstermemiz şart. Bağımlılık dediğimiz zaman aklımıza öncelikle sigara, uyuşturucu, alkol gibi madde bağımlılığı gelir. Hâlbuki bağımlılık televizyon, bilgisayar oyunları, kumar, kahvehane, çay, tatlı hatta insanlar gibi çok farklı unsurlara yönelik olabilir. Peki, hangi durumlarda bir insana, bir etkinliğe ya da bir nesneye yönelik bağlılık “bağımlılık” olarak nitelendirilmektedir. Bir durumu yaşıyor iken aldığımız haz mı? Onu çok seviyor olmak mı? Onunla birlikte olmayı, onu yaşamayı arzulamak mı? Tabii ki değil, burada belirleyici olan sadece o şeyin varlığına duyduğumuz iştiyak değil, yokluğunun yol açtığı olumsuz durumdur ki, buna “yoksunluk” hâli deriz. Bu yokluğun yoksunluğa neden olması durumunu biraz açalım. Halk tabiri ile “bir şeyin varlığı dert, yokluğu yara” ise bu duruma yoksunluk hâli deriz ve eğer bir şeyin yokluğu sıkıntıya, diğer bir deyişle “yoksunluğa” yol açıyor ise o şeye karşı bir bağımlılık geliştirmişiz demektir. Örneğin çok fazla çay içiyoruz, yani tiryakiyiz; alışık olduğumuz üzere çay içememişsek ve bu durum bizde huzursuzluk, baş ağrısı, sinirlilik meydana getirmişse çaya karşı bir bağımlılık ortaya çıkmış demektir ki, temelinde kafein bağımlılığı vardır. Bağımlılıklar sinsice başlar İnsan, varlığını devam ettirebilmek ve hayatın içinde işleyebilmek için meşru olmayan hiçbir şeye ihtiyaç duymaz. Yaradan bizi bu açıdan kendine yetebilen bir varlık olarak yaratmıştır, tabii ki normal şartlar altında... Koşulların ağırlaşması, hayat temposunun hızlanması gibi standart dışı durumlarda kişi bu durumun meydana getirdiği stresle baş edebilmek ya da gerekli performansı ortaya koyabilmek için ekstra kaynaklara ihtiyaç duyabilmektedir. İşte bu aşamada insan çoğu zaman elinin altında var olan Yüce Mevla’nın bu tür durumlarda kullanmak için bahşettiği içsel ve çevresel kaynakları kullanmak yerine kolay olanı tercih eder ve uygun olmayan çeşitli araçlara başvurur. Zamanla kişi bu araçların kullanımının getirdiği kazanımların hayatında hep olmasını ister. Bu kazanımların yokluğunun kişinin yaşam konforunu, dayanma gücünü, verimliliğini düşürmesi kişiyi bu araçların varlığına mecbur hâle getirir. İşte bu aşamada artık bağımlılık dediğimiz durum ortaya çıkmıştır. Örneğin, çeşitli nedenlerden dolayı gece geç yatan bir kişinin sabah erken kalkıp işe gidebilmek için muhakkak kahve ya da çay içmek zorunda olması gibi... Esasında kişi yatma zamanını fıtratının gerektirdiği gibi makul bir zamana çekebilse sabah ayılmak için kafein desteğine ihtiyaç duymayacaktır. Ancak kişi uykusunu düzenlemek yerine, geç yatmasının getirdiği uyku yetersizliğine bağlı uyuşukluk hâlini giderebilmek için kafeine devam etmektedir. Bu tabloda da görüldüğü gibi var olan bağımlılık kendi başına bir hata olmakla kalmayıp, geç yatmak ve yetersiz uyumak gibi çok daha olumsuz sonuçlara yol açabilecek ikincil hatalara da kapı aralamaktadır. Bilgisayar oyunları da bağımlılıktırÖzellikle çocuklar ve genç erkeklerde görülen bilgisayar oyunları bağımlılığı son dönemde oldukça yaygınlaşmaya başlamıştır. Çocuklar ve gençler gerçek dünyanın reel etkinlikleri aracılığıyla macera, heyecan, rekabet, başarı gibi duyguları yaşamak yerine sanal âlemde suni bilgisayar oyunları aracılığıyla daha az çaba harcayarak daha yoğun duygular yaşama arzusuna kapılır. Bu oyunların kişide açığa çıkardığı yoğun duygular kısa bir süre içinde bağımlılığa yol açar. Kişi bu duyguları gerçek hayatın içinde spor, sosyal etkinlikler, eğitim gibi son derece insanî ve faydalı etkinlikler aracılığıyla yaşamak yerine bilgisayar ortamında çoğu zaman yerinden kalkmadan yaşamaya başlar. Günümüzde bilgisayar oyunları bağımlılığı en güçlü bağımlılıklardan biri olarak değerlendirilmekte olup Uzak Doğu ve Batı’da sadece bunu tedaviye yönelik klinikler açılmaya başlanmıştır. Bağımlılıklar tuzlu su içmek gibidirBağımlılığın diğer bir kötü yönü de her seferinde bağımlılık duyulan şeye hissedilen ihtiyacın artmasıdır. Duyarsızlaşma adı verilen bu süreçte bedende ve beyinde uyarıcı unsura alışmanın getirdiği duyarsızlaşma meydana gelir. Buna bağlı olarak bir müddet sonra kişi aynı hazzı yakalayabilmek, aynı duygu durumunu oluşturabilmek için bağımlılık yapan şeyin daha fazlasına ihtiyaç duymaya başlar. Bu durum tuzlu su içip her seferinde daha fazla susamak gibi bir durumdur ki, en sonunda bir kısır döngünün içine girilir. Çünkü artık bağımlı olduğu madde, etkinlik ya da her neyse, ne kadar çok olursa olsun kişinin istediği ruh hâlini kişiye sağlayamaz. İşte bu anda genellikle geri dönüşü çok zor olan fizyolojik ve psikolojik yıpranmalar ortaya çıkar. Bağımlık kişiyi tüketirTabii işin diğer bir boyutu da şudur ki, bir müddet sonra bağımlı olunan unsura her seferinde daha fazla hissedilen gereksinim ona ulaşmak için daha fazla emek, kaynak ve zaman harcanması zorunluluğuna yol açmakta ve buna bağlı olarak, bağımlı bir yandan bağımlılığın getirdiği sorunlarla boğuşurken öte yandan kendisinin ve çevresindekilerin kaynaklarını tüketmeye başlamaktadır. Bağımlılıklar çoğunlukla bir anda ortaya çıkmaz, genellikle oluşmadan önce uzunca bir zamana ihtiyaç vardır. Bu süre içinde tespit ettiğimiz bağımlılıkları ortadan kaldırmamız mümkündür, diğer bir deyişle erken teşhis bağımlılıkların önlenmesinde önemlidir. Bir sözde de denildiği gibi, “davranışlar alışkanlıklara dönüşür, alışkanlıklar ise kişiliğe, kişilik ise yazgıya dönüşür”. Henüz daha davranış boyutunda olan bağımlılıklar giderilmesi en kolay olanlardır, ancak alışkanlık boyutunun da ötesinde kişiliğe dönüşmüşse çoğu zaman profesyonel yardım gereklidir. Kurtulmak mümkün Tüm bu anlatılanlardan anlaşıldığı gibi bağımlılıklar çözülmesi zor olan problemlerdir. Bu açıdan bu tür bağımlılıklar ortaya çıkmadan gerek kendimiz gerekse de sevdiklerimiz için elzem tedbirleri almak ve önleyici adımlar atmak zorundayız. Bağımlılıkların oluşumunda rol oynayan tedricilik (zamanla ve aşama aşama ortaya çıkma) mekanizması bağımlılığın giderilmesi sürecinde de etkilidir. Eğer kişi bağımlı olduğu şeyden en az 40 gün uzak kalmayı başarabilirse bu durum alışkanlık (davranışlar 40 günde alışkanlığa döner, halk arasında bunun için “erbain” ya da “kırkı çıkmak” tabiri kullanılır ) hâlini almaya başlar; bu aşamada 9 aylık bir süre daha uzak kalmayı başarabilirse (anne karnında bebeğin doğuma hazır hale gelme süresi kadar) bu durum da artık bağımlı olduğu şeyden kişiliğini arındırmış, diğer bir deyişle yeniden doğmuş demektir. Bu esnada arınmış yeni hâli onun yazgısını olumlu yönde etkilemeye başlamış olacaktır bile. Bağımlılıktan kurtulabilmenin yedi adımı 1- Bağımlı olduğunuz madde, kişi, mekân ya da etkinliği net bir şekilde tespit edin. 2- Bağımlı olduğunuz şeyin hayatınızdaki olumsuz etkilerini teker teker tespit edin ve bu durumun devam etmesi halinde kısa, orta ve uzun vadede kendinize ve sevdiklerinize verebileceğiniz zararları belirleyin 3- Bağımlı olduğunuz şeyin hayatınızdaki olumlu işlevlerini maddeler halinde tespit edin. (Bastırma, stres atma, keyif alma, daha iyi hissetme, uzaklaşma vb.) 4- Bu olumlu işlevleri karşılayabilecek alternatif unsurlar neler olabilir bunları tespit edin. (spor, ibadetler, sosyal ve sanatsal aktiviteler, çevre değişikliği, sağlıklı gıdalar vb.) 5- Yavaş yavaş bu alternatif unsurlara hayatınızda yer vermeye başlayın; bu arada bağımlı olduğunuz şeyle ilişkilerinizi de gözden geçirmeye başlayın. 6- Alternatif unsurlar yaşamınızda yer etmeye başladıkça bağımlı olduğunuz şeyden yavaş yavaş uzak durmaya başlayın. 7- Alternatif unsurların etkisiyle yoksunluk duygusunu daha az hissetmeye başladığınız andan itibaren hazır hissettiğinizde bağımlılığınızı kati ve kesin olarak sona erdirin. MORAL DÜNYASI DERGİSİ
|